15 Kasım 2012 Perşembe

Amerika Yolcusu :)

Bu pano Amerika yolcusu gercekten :) Yeni doğacak, Emalyn Grace adında bir prensesin odasını süslemek üzere hediye olarak gidiyor.. Güzel günlerde, beğeni ile kullanılır umarım.. Dünyanın bir ucunda sizden bir parça olacak olması fikri enteresan gerçekten.. Önden o gitsin, arkadan da ben gezmeye gideyim inşallah :)

Sevgiler






13 Kasım 2012 Salı

El Boyaması Kaftan...

Haftasonu Lady Ctaft'ta kursa gittiğimde buna benzer bir pano gördüm. Bayıldımmmm ve ben de bundan yapmak istiyorum dedim. Tamamını ben yaptım diyemeyeceğim ama çok iyi öğrendiğimi umuyorum, şimdi buna benzer bir çalışma daha yapıp pekiştireceğim öğrendiklerimi :) Akrilik boyalar spatula yardımıyla sürüldü, daha sonra yağlıboya eskitme yapıldı. Mühürlerle süslendi (sahici osmanlı mühürü bile yapıldı kaftana hatta :) Sevgili Ayşın Önol ve Ece Hn ellerinize sağlık :)




Not: Kaftanın etrafındaki altın yaldızlı kontur aslında yoktu, onu evde kendim yaptım, Ayşın Hn çok kızacak,  "çalışmayı berbat etmiş" diyecek eminim ama ablama hediye edeceğim bu panoyu ve ablam "kaftan çok belirgin değil gibi sanki" deyince müdahale etmek durumunda kaldım :) Söz bir daha yapmam Ayşın Hn :)


8 Kasım 2012 Perşembe

Yine İnek Figürü Yine Tunca :)

İnekli objelere büyüüüük bir sempatisi olan, evinde sayısız inek figürü bulunan sevgili Ayşegül Tunca için Melda'nın hediyesi olarak yapılan bardak altlıkları beğenilerinize sunulur :)

Güzel günlerde, gülümseyerek kullanırsınız inşallah Tunca'cım :)

Sevgiler



6 Kasım 2012 Salı

Ankara Kaçamağı ve Ece Aymer Sergisi

Bilenler bilir Ankara'yla aram hep iyi olmuştur, hep sevmişimdir, ne de olsa cocukluğum, gençliğim, üniversite yıllarım hep orada geçti. Bu nedenle ara ara kaçarım Ankara'ya, eş, dost, akraba ziyaretleri bahane, Ankara şahane diyerekten :) (Ankara'yı sevmeyen, soğuk bulan çok insan olduğunun ve bu sevgimi manasız bulduklarının farkındayım ama bir şehri sevdiren dağı taşı değil orada yaşadıklarınızdır, bu nedenle benim hissiyatım hep farklı olmuştur)

Zaten Ankara'ya gidesim var, bir de duymuşum ki haftasonu Ece Aymer'in sergisi var, durur mu bu Duygu sorarım size? :)) Tabii ki durmaaaaaaz. Hem de kendi durmamışlığımla da kalmadım, işyerinden Fatma Hn, Melda, Sibel ve Aysu' da beni kırmadılar, onları da yoldaş yaptım kendime, oldu mu size misler gibi günübirlik bir Ankara gezisi? :))))

Sabah erkenden çıktık yola.. Sohbet muhabbet (bizde konu bitmez zaten) derkeeeen geldik Ankara'ya.. Rotamıza uygun olduğu ve merakla beklediğim için hemen sergiye gittik :) Ece Hn beni görür görmez tanıdı vallahi :) Daha önce de bir kez atölyeyi ziyaret etmiştim, eşimle gitmiştim, onu bile hatırladı sağolsun :) Tek tek teeeek inceledim her bir yapılanı. Aslında durum şöyle galiba.. Bu işi yapmanın zor olduğunu hiç düşünmüyorum, kısa eğitimlerle zaten nasıl yapmanız gerektiğini hemen öğreniyorsunuz. Ama gel gelelim tasarlamak hiç de kolay değil bence, asıl farklılığı o yaratıyor işte. Bence Ece Hn bu işi çok iyi başarıyor, tasarım kabiliyeti çok yüksek. Yapılan işlerden bunu görebilmeniz fazlasıyla mümkün. İşte Ece Aymer'le hatıra fotoğrafımız :)



Aaaaa unutmadan, bir de Ece Hn'ın hemen solunda Ayşen Hn var resimde.. Bizi o kadar güzel, o kadar güler yüzle karşıladı ki size anlatamam. Daha önce tanışmamıştım, kendisi de Ece Aymer'in üretim grubundaymış, yani atölyenin arı grubu diyebiliriz. Çok zarif ve çok güleryüzlü bir bayan, tanıştığımıza çoooook mutlu olduk.

Sergiden kendimize hatıra olacak birşeyler aldık. Ben kendime bu güzel kapı gazeteliğini aldım mesela :)



Hemen evde yerini buldu. Eşim de ben de çalıştığımız için sabah gazete, ekmek siparişimiz olamıyor tabii ki, o yüzden kapıda heba olmasını istemedim. Kendisinin vazifesi oturma odasında asılı durmak ve o günlerde okunan kitapları, dergileri sahiplenmek. Odada çok hoş bir seda oldu, yapanların ellerine kollarına sağlık :)

Sergiyi öyle bir gezdik ki, tüm ahşap objeleri, Füsun Hn'ın el boyaması çalışmalarını, Dolunay Hn'ın çarpı işlerini tek tek ezberledik resmen :) Hatta yorulup ara verip gidip alışveriş merkezindeki Cook Shop'ta yemek bile yedik :) İşte yemek hatıramız.. Eveeeeeeet malesef o masadakilerin hepsini yedik inanmazsınız :)



Sonrasında da artık müsade istedik. Ama Ece Hn o kadar yoldan gelmişsiniz bari bir kahve içelim dedi sağolsun. Bir güzel de orada sohbet etme şansımız oldu. Sonrasında da gözümüz arkada kala kala, bir haftalık kursa gitmem konusundaki dileklerimi, arzularımı suna suna artık çıktık oradan..

Arabaya geldik, hadi Anıtkabir'e gidelim artık dedik, özellikle Melda hiç gitmemişti, onun görmesini çok istemiştik. Aklıma geldi birden, aaaa hiç düşünmedik Anıtkabir kaçta kapanıyordu acaba dedim, aradım Anıtkabir'i, 16:00'da kapanıyor demesinler mi? Saat kaç peki? 15:30!!!! O kadar zaman nasıl geçmiş hiç anlamadık sergşde. Hiç Anıtkabir müzesine girme ümidimiz yok ama bari dışardan görürüz Anıtkabir'i diyerekten düştük yola.. Tam önüne geldiğimizde saat 15:59'du. Kızlara dedim hemen siz inin belki alırlar, biz arabayı park edelim diye. Onlar indiler veeeeee Melda'nın ağlak ifadeleri işe yaradı, müzeyi de gördüler, içerleri de gezebilik, hiç içimizde kalmamış oldu bu da çok şükür ki :)) Anıtkabir'den bir kaç kare...









Oradan da çıktıktan sonra eskicilerin olduğu itfaiye meydanını da şöyle bir görelim öyle dönelim dedik.. Çok tahmin ettiğimiz ikinci el eşyalar satan eskiciler bulamadık ama hediyelik eşyalar satan bir mağaza vardı, o süperdi işte.. Orada bol bol gezdik, alışveriş yaptık (özellike ben :) ) sonrasında da düştük yine yollara :)

Allah'ııııııım çoooooooook güzel bir gün oldu, gezdik, gördük, eğlendik, sevdik, sevindirdik... Hep günleriniz, günlerimiz böyle güzel geçsin inşallah..


Boooolca sevgiler cümlenize :)


Blogum kaç kez görüntülendi?

İzleyiciler

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...