5 Haziran 2012 Salı

Nice Mutlu Yıllara Sevdiklerim...

Çok sevdiğim iki arkadaşm Sedat ve Mihriban'ın doğumgünleri vardı 31 Mart ve 1 Nisan'da... Ben de onlara bu sefer el emeğim olan birer hediye yapmak istedim.

Sedat; daha önceki yazılarımdan birinde de bahsetmiştim, hayatımın önemli mihenk taşlarındandır.. Üniversite yıllarımdaki dostluğunun yanısıra, Kemal'le tanışmama da vesile olan, anlayacağınız hayatımın, kaderimin gidişatıdını belirleyen insanlardandan biri benim için... Onunla yaşanan birçok anımız vardır, tanışmamızın ardından hemen her ânımızdan haberdarızdır. Bir de kendisi bir anı çöpçüsüdür :) Ne varsa yaşanan, bir kanıtını bi taraflarda saklar sağolsun :) En son Tuba (Sedat'ın eşi) geçenlerde bir kutu bulduğunu, içinden geçmişe dair inanaılmayacak kadar çok şey çıktığını da anlatınca, kararımı verdim... Bir anı sandığı yapmak iyi bir fikirdi...

İlk ve önemli aşama, fotoğrafları nerden bulacatım... Bu  da soru mu yani? Tabii ki Tuba'dan :) Bir kadın dayanışması örneği sergileyerek kısa zamanda önemli, değerli bir çok âna dair kareler bulduk :)

Sandığın şekline ve zemin rengine de Tuba'yla karar verdik ve mor sandık çalışmalarına başladım. O kadar büyük bir parçayı ilk defa boyadığım için başıma gelenleri görmeniz lazımdı :) Tahmin edebileceğiniz üzere heryer mora bulandı :) Neyse çok şükür sonunda boyama işlemi bitti, resimleri tek tek yapıştırdım ve sandığı tamamladım. Tamamladım da olmadı gibi sanki, içime sinmedi, sanki birşeyler eksik kaldı... Kemal'e sordum nasıl diye, böyle yarım ağız bir "himmm güzelmiş" dedi o da.. N'apsam n'apsam derken, resimlerin etrafına gümüş rengi bir bordür olabilir diye düşündüm ve her bir resmin etrafına gümüş rengiyle fırça darbeleri yaparak bordür çizdim... İşte o zaman, "budur" dedik ikimiz de ve sandık bu sefer "gerçekten" tamamlandı. Şimdi gümüş bordürler olmadan bir fotoğraf olmadığı için size tam tarifleyemiyorum ama sandık bordürden sonra evrim geçirdi inanın bana... İşte Sedat'ın anı sandığı... Daha nice güzel anıları biriktirerek sandıkları doldurup taşırırız inşallah arkadaşım :) Nice güzel, mutlu yıllara...










Gelelim Mihriban'a...Mihriban'la işe beraber başladık. Öyle basit bir iş arkadaşlığı bekliyorsanız külliyen yanıldığınızı söylemekle başlamalıyım :) İşe başladıktan kısa bir süre sonra samimiyet hat safalara çıkmıştı zaten. Onun evi İstanbul'daki evim olmuştu evlenmeden önce. Bir ara kiraya, faturalara ortak bile olmayı düşündüm desem yeri yani :)

İlk dibe vururcasına aşkı aynı anda yaşadık Mihriban'la. İş yerinde olmamıza rağmen birbirimizin omzuna yaslanarak katılırcasına ağladık.. Garip gelecek ama bizim bir şarkımız bile var :) Sezen Aksu, İkili Delilik... Aşk acılarımızı yaşarken ortak paydamız olmuştu o şarkı... Şu anda bu yazıyı yazarken de bu şarkıyı açtım, dinliyorum mesela... (Bak o günleri hatırlayınca yine mavi mont geldi aklıma Mihraban, nasıl hakkımı yedin ve vermedin o montu bana hala inanamıyorum, habuki anamın ak sütü gibi helal olacak bir gayretle kazanmıştım ben onu :)))))

Şimdi aynı işyerinde değiliz ama hiç kopmadık Mihriban'la. Sabahları bir günaydın demesek birbirimize içimiz rahatlamaz :) Uzun aralıklarda da olsa (malesef uzun aralıklar), genelde yemek için buluşuruz ve ben 8 senedir Mihriban'ı tanıyorum, daha hiç aynı yere gitmedik yemek için :) Kendisi bir İstanbul fatihi olduğundan, %90 öneriler ondan gelir. Daha da hiç yanılmadı, hep enfes yemekler yemişizdir :)

Velhasılı kelam, Mihriban bir başkadır benim için.. Kitap okumayı çok seven canım arkadaşıma bir kitap kutu yapayım istedim.. Kitap kutu olacağı tamamdı da, resim ne olacaktı? Aradım, taradım, tam bir ay içime sinen bir resim bulamadım... Sonunda bir resim seçtim ve napıyım bu olsun artık dedim. İşteyim, akşam eve gidince yapacağım kutuyu.. Noldu dersiniz? Ece Aymer sitesinde resim hediye etti ve resmin altında "bu resim bir kitap kutu için harika olur" yazıyordu:))) Bu kadar olur... Hemen çıktıları aldım ve iki günde bitirdim kutuyu... İşte resimler...

Dostluğumuz hiç bitmesin, hep sırdaşım ol inşallah canım arkadaşım...








Herkese sevgiler....

2 yorum:

  1. Aldığım hediyelere hiç maddi tarafından bakmadım, bende bıraktıkları iz değerleri olmuştur hep... Bir anahtarlık, bir tesbih, bir çerçeve, bir ıslak mendil... Özel bir günde özel biri tarafından verilen en ufak bir hediye bile benim için dünyalara değerdir... Bu hediye de öyledir, değerlidir, büyük bir izi vardır, ölene kadar hep benle kalacaktır, içi hatıralarla dolacaktır, çocuklarıma üstündeki görsel hatıralar ve içindeki hatıralarla birlikte miras kalacaktır...
    Kardeşim,ellerin dert görmesin...
    Çok çok çok teşekkür ederim...

    (Change the mode...)

    Ayrıca benimki Mihriban Arkadaşı'nın hediyesinden daha güzel olmuş bir kere, hem daha büyük, hem daha renkli, hem daha resimli...

    :)))

    YanıtlaSil
  2. :))) vallahi sonuna gelene kadar ne zaman normale döneceksin diye bekledim Sedat :)))yine yanıltmadın :) güle güle kullan arkadaşım :) güzel günlerde :)

    YanıtlaSil

Blogum kaç kez görüntülendi?

e-posta ile takip edin (Follow by Email)

İzleyiciler

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...